07
Eki

“Arzumuz dışarıda bağımsızlık, içeride kayıtsız ve şartsız millî egemenliği korumadan ibarettir. Millî egemenliğimizin hattâ bir zerresini bozmak niyetinde bulunanların kafalarını parçalayacağınızdan eminim.” M.Kemal ATATÜRK

“Bu memleket tarihte Türk’tü, bugün de Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.” M.Kemal ATATÜRK

“Milli sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür; birbirinden ayrılamaz.” M.Kemal ATATÜRK

“Biz Türkler, tarih boyunca hürriyet ve istiklal timsali olmuş bir milletiz.” M.Kemal ATATÜRK
Kategori kültür, sanat, yaşam Yazar: mehmet ali
4 yorum
28
Nis
1450′ lere gelindiğinde, Avrupa’ da Tuna Irmağ’ na kadar tüm toprakları ele geçirmiş olan Osmanlılar için İstanbul’ u ele geçirmek, yani, Avrupa ile Asya arasında bir engel oluşturan Bizans’ ı ortadan kaldırmak zorunlu duruma gelmişti.
1451′ de Karamanoğulları üzerine düzenlediği seferden Edirne’ ye dönen Sultan II.Mehmed, İstanbul’ u fethetmek için hazırlıklara başladı. İlk olarak boğazın en dar yerine, Yıdırım Beyezid’ in yaptırdığı Güzelcehisar’ ın (Anadoluhisarı) karşısına bir hisar yaptırmak istedi : Bizans imparatorunun tüm engelleme çabalarına rağmen hisarın 21 Mart 1452′ de başlayan yapımı dört ay gibi kısa bir süre içinde tamamlandı. Yapım işleri sürerken denizden gelebilecek herhangi bir saldırıyı önlemek için Osmanlı Donanması’ ndan 30 gemi boğazda nöbet turuyordu. Burçlara yeteri kadar asker ve silah yerleştirilince, boğaz bütünüyle Osmanlılar’ ın denetimi altına girdi. Kuşatma sırasında İstanbul’ a askeri yardım gelmesi bu şekilde engellenmiş oluyordu.
İstanbul’ un surlarının durumu incelendikten sonra Edirne’ ye dönen II.Mehmed, burada Muslihiddin, Sarıca Sekban ve Macar asıllı mühendis Urban’ a o çağın en büyük toplarını döktürdü. Bu arada İstanbulun Fethi için sürekli çalışmalar yapılıyor, kuşatma planı inceden inceye hazırlanıyordu. devamı »
Kategori Tarih, TÜRKİYEM, merak ettiklerim, osmanlı tarihi Yazar: mehmet ali
Yorum yok
27
Nis

Yabancı devlet adamları ve yabancı basının ATATÜRK’ ün ölümünün ardından söyledikleri :
A.B.D :
Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır. Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye’ nin doğması, yeni Türkiye’ nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk’ ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye’ de giriştiği derin ve geniş inkilaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur.
John F. KENNEDY (A.B.D. Başkanı)
Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.
Franklin D. ROOSEVELT (A.B.D. Başkanı) devamı »
Kategori Atatürk Yazar: mehmet ali
2 yorum
21
Nis
Panama Kanalı, Orta Amerika’ da, Atlas Okyanusu’ nu Büyük Okyanus’ a bağlayan kanaldır.
İspanyol fatihleri tarafından 16. yüzyıl’ dan beri öngörülen Panama Kıstağının açılması fikri, ancak 19. yüzyılın sonlarında gerçekleşebildi. Fransız diplomatı Ferdinand de Lesseps (1805-1894) daha önceleri Süveyş Kanalı çalışmalarını da yönetmiştir. Şimdide Panama Kanalını açmakla görevlendiriliyordu. Ancak, Lesseps karşılaşacağı güçlükleri iyi hesaplayamamıştı. Kanalın tek düzeyde açılabileceğini savunuyordu, oysa tesviye havuzları yapılması zorunlulukları ortaya çıkmış, bu durum binlerce işçinin ölümüne yol açmıştı. devamı »
Kategori coğrafya, teknoloji tarihi Yazar: mehmet ali
1 yorum
19
Nis
Patatesin anavatanı, Peru ve Şili’ dir. Patates, 16.yüzyılda Avrupa’ ya getirildi. Önce süs bitkisi olarak yetiştirildi, daha sonraları yavaş yavaş Almanya ve İngiltere’ de temel yiyecek maddesi haline geldi. Patates ekimi diğer Avrupa ülkelerinde ve Türkiyede ancak 18. ve 19. yüzyıllarda yaygılaştı.
Patates bitkisinin toprak altındaki kısmı, yani yumruları yenebilir. Yaprakları zehirlidir. Bu sebzenin 1200 çeşidi vardır; bazı çeşitleri sanayide (nişasta yapımı), bazıları yem olarak (hayvan besini), genel olarakta sebze (insan besini) olarak kullanılır. devamı »
Kategori coğrafya, hayvanlar, bitkiler Yazar: mehmet ali
1 yorum
17
Nis
Radar, bir nesnenin uzaklığını ve konumunu belirlemeye yarayan aygıttır.
1925-1930 yıllarında hazırlanan, 1937′ den itibaren İskpçyalı fizikçi Robert Watson-Watt tarafından işler duruma getirilen radar, her an havada, uzayda veya yerdeki herhangi bir nesnenin konumunun ve uzaklığının belirlenmesine olanak verir. Adı İngilizce RAdio Dedection And Ranging (radyo yer ve uzaklık saptanması) deyiminin kısaltılmasıdır.
Radarların savaşta ilk uygulaması İkinci Dünya Savaşı’ nın son yıllarına rastladı : İngiltere kıyılarına yaklaşan Alman savaş uçaklarının, çok uzaklardayken belirlenişi, o yılların dünya kamuoyunda heyecan uyandıran olaylarındandı. devamı »
Kategori teknoloji tarihi Yazar: mehmet ali
Yorum yok
16
Nis
Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık 1919 tarihinde Sivas’tan Ankara’ya geldi ve meclisin toplanması için hazırlıklara başladı. Sultan Vahideddin tarafından 21 Aralık 1918′den beri feshedilmiş bulunan mebuslar meclisinin toplanması için yapılan seçimlerde Mustafa Kemal Paşa ilk defa Erzurum mebusu olarak parlâmento üyesi oldu. Meclis-i Mebusan’a seçilen 168 üyenin ancak 72’si İstanbul’da 12 Ocak 1920 günü açılan Meclise katılabilmiştir.
Meclis-i Mebusan’ın faaliyet gösterdiği dönem içerisinde aldığı en önemli karar Misak-ı Millî’nin kabul ve ilânıdır. Müsveddeleri Mustafa Kemal Paşa tarafından hazırlanan Misak-ı Millî metni Meclis-i Mebusan’ın 22 Ocak 1920 tarihli gizli oturumunda ele alınmış üzerinde çok az değişiklik yapılarak 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilmiştir. devamı »
Kategori Atatürk, Tarih, TÜRKİYEM Yazar: mehmet ali
Yorum yok
14
Nis
Aerodinamik Nedir :
Katı bir cismin havada hareketinden veya havanın katı cisimlere hızla çarpmasından doğan olayları inceleyen bilim dalıdır.
Bir köprünün, bir binanın, bir yarış otomobilinin, sesten hızlı bir uçağın yapımı, bir uzay kapsulünün atmosfere dönüşü ancak bu bilim sayesinde sağlam bir çözüme kavuşabilir.
Hava, ilerlemekte olan bir cisme dirençle karşı koyar. Hızla kayan bir kayakçının hızını artırmak için büzülüp tortop olmasının nedeni budur. Bir direncinin şiddeti havanın yoğunluğuna, cismin hızına, biçimine ve ilerleme yönündeki kesit genişliğine bağlıdır. Hava direncinin en az olabilmesi için cismin aerodinamik bir biçimde olması gerekir. Bu biçim, havadan düşmekte olan bir damlanın yumurtamsı biçimidir. Ayrıca hava yoğunluğu nekadar azsa havanın direnç de o kadar az olur. Uçakların çoğunlukla 10000 metre yukardan uçmalarının nedeni budur. devamı »
Kategori fizik, merak ettiklerim, teknoloji tarihi, uçaklar, helikopterler Yazar: mehmet ali
Yorum yok
08
Nis
Doğu Anadolu’ da, Türkiye, İran, Ermenistan sınırlarının birleştiği noktanın yakınlarında yer alan dağ. Sönmüş bir volkan kütlesi olan ağrı dağı, geniş bir taban üstünde yükselir. Tabanının çevresi 128 km, yüzölçümüyse 1118 km2 dir. Gerçekte, Ağrı dağı aynı tabandan yükselen iki volkan konisi biçimindedir. Büyük Ağrı 5137 metre yüksekliğiyle Avrupa’ nın ve Türkiyenin en yüksek dağıdır. Küçük Ağrı’ nın yüksekliğiyse 3896 metredir. Bu iki volkan konisinin birbirinden, yüksekliği 2700 metreyi bulan Serdarbulak geçidiyle ayrılır. Kuzeyinde Iğdır ovası, güneyinde Doğubeyazıt ovası yer alan Ağrı dağının özelliği, küçük tepeler oluşturmadan taban üstünde apansız yükselmesidir. Görkemli görünüşüyle açık havalarda çok geniş bir alandan görülebilir. devamı »
Kategori TÜRKİYEM, coğrafya Yazar: mehmet ali
Yorum yok
05
Nis
Türk sinemasında bir dönemin efsane kadını “ilk büyük starımız” gibi nitelemelerle anılan Cahide Sonku’ nun (1916-1981) sinema serüveni Muhsin Ertuğrul’ un 1935 yılında çektiği “Aysel, Bataklı Damın Kızı” filmiyle başlar. Sonku, daha bu ilk filmiyle seyircisini kazanmıştır. Öyleki Sonku’ nun filmde başına bağladığı eşarp “Aysel” adıyla adıyla anılan bir folklorik modanın öncüsü olmuştur. 1940 yılında gene Muhsin Ertuğrul’ un çektiği “Şehvet Kadını” adlı filmde canlandırdığı bar kadını rolüyle, Cahide Sonku sinema kariyerini iyiden iyiye perçinlemiştir. Ancak öncelikle Şehir Tiyatrosu’ nun bir oyuncusudur; sinemaya Muhsin Ertuğrul’ la devam eder : Akasya Palas(1940), Kıskanç (1942)Yayla Kartalı (1945). devamı »
Kategori kültür, sanat, yaşam, sinema Yazar: mehmet ali
1 yorum