

|

> > Hürriyet Gazetesi Artık Kangurulardan Medet Umuyor
Hürriyet ve Radikal gazetelerinde ve diğer bazı yayınlarda 19 Kasım 2008 tarihinde yayınlanan bir haberde, “kanguruların genetik akrabamız” çıktığı haber veriliyordu. Keseli hayvanların genetik kod haritasının çıkarıldığı ve kanguruların genetiğinin insana benzediğinin anlaşıldığı iddiasında bulunulan söz konusu haberler, yine çürük evrim masallarının tanıdık örneklerinden birini oluşturuyordu.
Darwinistler zaman zaman çeşitli sonuçsuz teşebbüslerle evrim teorisini gündemde tutmaya çalışırlar. Fakat bunu bilimsel delillerle yapamazlar. Çünkü bilimsel tüm bulgular evrimi kesin olarak yalanlamakta, çürütmektedir. Bunu çok iyi bildiklerinden evrim yalanını ayakta tutacak bir spekülasyon yolu bulmaya çalışırlar. Üzerinde propaganda yapabilecekleri malzeme ararlar. Tıpkı soyu tükenmiş insan ve maymun kafataslarını insanın sahte evrimine delil göstermeye çalıştıkları gibi, canlılardaki genetik benzerlikleri de “ortak ata” hikayesine bir kanıtmış gibi sunmaya çalışırlar.
Fakat bu konuda yalan söylemektedirler. Bilimsel veriler bu gerçeği kanıtlamıştır.

|
> > Ertuğrul Özkök'ün 16 Kasım 2008 Tarihli Yazısına Cevap
Sayın Ertuğrul Özkök 16 Kasım 2008 tarihli yazısında, Allah’a olan inancını dile getirmiş, hayatının hiçbir döneminde Yaradan’ın varlığını inkar etmediğini belirtmiş. Bunlar çok güzel ve takdire şayan ifadeler. Fakat Sayın Özkök’ün yazısındaki ölüm ve ahiret konusundaki ifadelerinden, ölümden sonra hayatın varlığına inanmadığı, dolayısıyla İslamiyet’e de inanmadığı anlaşılıyor. Sayın Özkök’ün, insanın, amaçsızca, sadece yaşayıp ölmek için yaratılmış bir varlık olduğuna inanarak büyük bir yanılgıya düştüğü anlaşılıyor.
Sayın Özkök;
|
> > Zülfü Livaneli, Yaratılış ve Evrimin Bağdaştığını Zannederek Yanılıyor
Zülfü Livaneli Vatan gazetesinde 2 Kasım 2008 tarihinde yayınladığı “Yaratılış ve Evrim” başlıklı yazısında, Yaratılış ve evrimin çelişmediğini belirtmiş ve çeşitli referanslar göstererek üstü kapalı şekilde Yaratılış ile evrimin birlikte kabul edilmesi gerektiği iddiasında bulunmuştur. Fakat Zülfü Livaneli, yanılmaktadır.
Zülfü Livaneli’nin yazısında bir dostunun cümlelerinden aktardığı ve savunduğu hayali ilk hücrenin bir tas su içinde oluştuğu iddiası, Darwinistlerin 150 yıldır insanları aldatmak için kullandıkları büyük bir yalandır. Şu anda değil hücre, hücrenin sahip olduğu yüzlerce proteinden tek bir tanesi, teknolojik laboratuvar şartlarında bile üretilmememiştir. Tek bir protein molekülünün tesadüfler sonucunda oluşma ihtimali hesaplanmış ve bu oran 10950’de bir olarak tespit edilmiştir. Bu sayı, on sayısının yanına 950 sıfır gelmesiyle ifade edilir ve matematiksel olarak karşılığı sıfır ihtimaldir. (Matematikte 1050’den büyük sayılar sıfır ihtimal olarak kabul edilirler.)

|
> > İnsanın Evrimi Hiç Olmadı Ki!

Dünyaca ünlü çeşitli Darwinist yayınlarda yer alan bir haber, 7 Ekim 2008 tarihinde Vatan gazetesinde de yayınlandı. “İnsanın evrimi artık durdu” başlığı altında yayınlanan haberde, İngiliz genetikçi Steve Jones’un insanın sözde evriminin geleceğine dair spekülasyonlarına yer veriliyordu. İnsanın hayali evriminin sona erdiğini öne süren Jones’a göre, “insan nesli varlığını sürdürmeye devam ederse bundan 100 milyon yıl sonra insan şu anda olduğundan pek de farklı görünmeyecek”ti.
|
> > Proteinlerin Oluşumunu Açıklayamayan Darwinistlerin Protein Üzerine Sahte Spekülasyonları
13 Kasım 2008 tarihinde Hürriyet gazetesinde, keşfedilen bir dizi proteinin evrim teorisine sözde delil teşkil ettiği yönünde bir haber yayınlandı. Söz konusu haberde, yapay mutasyonlar sonucunda bozulan protein zincirinin işleyişini korumak üzere, ATP üreten proteinlerin harekete geçtiği belirtiliyor ve Darwinist propagandanın bir gereği olarak bu keşif evrime sözde delil olarak gösterilmeye çalışılıyordu.
Söz konusu iddia, Darwinist propagandanın ve Darwinist demagojinin en bilinen örneklerinden birini teşkil etmektedir. Bu iddia ile Hürriyet gazetesi, Yaratılış’ın muhteşem bir delilini, hiç bir delili olmayan evrime kanıt olarak göstermeye çalışmıştır. Bilimsel bir keşfi tamamen evrime yönelik yorumlayarak, okuyucuda evrime delil bulundu izlenimi vermeyi amaçlamıştır. Oysa tam tersine bu bilimsel çalışma, Darwinist açmazları tekrar ortaya koymasının yanı sıra, Yaratılış gerçeğine önemli bir delil teşkil etmektedir.

|
> > Ventastega Üzerindeki Evrimci Spekülasyonlar
BBC. co.uk internet sitesinde, “Fossil fills out water-land leap” başlıklı bir haber yayınlandı. 25 Haziran 2008 tarihli yazıda, ilk örnekleri 1994 yılında bulunan ve ortaya çıkarılan son parçalarıyla Nature dergisinde tanıtılan Ventastega curonica fosil bulgusu tanıtılıyordu. Sözkonusu fosilin, evrimcilerce sudan karaya geçiş senaryosunun bir aşaması olarak ileri sürüldüğü görülüyor ve bu bulguyla bu hayali geçişin boşluklarından birisinin tamamlandığı gibi hiçbir bilimsel temele dayanmayan bir iddiada bulunuluyordu. Aşağıda, BBC haberinde ortaya konan sözkonusu evrimci iddianın dayandığı önyargılar gösterilmekte ve bu bulguyla hayali evrimin sudan karaya geçiş açmazlarının neden aşılmamış olduğu ortaya konmaktadır.
Diğer mozaik canlılar gibi, Ventastega da Darwinizm’e delil oluşturmamaktadır
|
> > Yeni Bir Dino-Kuş Yalanı ve Darwinistlerin Sonuçsuz Çırpınışları

19 Ekim 2008 tarihinde Nature dergisinde yayınlanan bir makalede, bilim dünyasına yeni bir “dino-kuş” bulunduğu duyurusu yapıldı. “A bizarre Jurassic maniraptoran from China with elongate ribbon-like feathers” (Çin’de bulunan ve uzun şerit benzeri tüylere sahip garip Jurasic maniraptoranı) başlığı altında tanıtılan canlının “ilkel tüyler” barındırdığı ve dinozorlardan kuşlara hayali geçişin bir örneğini teşkil ettiği iddia edildi. Oysa, Türk ve yabancı basında geniş yer tutan ve bir ara fosil olarak lanse edilmeye çalışılan söz konusu canlı, evrim teorisi adına büyük bir açmazı teşkil ediyordu.
|
> > Darwinistler, Hayatın Kökenini Açıklayamadıklarını Tekrar İlan Ettiler
Bilindiği gibi Darwin’in evrim teorisi, canlılığın başlangıcında var olduğu iddia edilen “hayali ilk hücreye” dayanır. Darwinistlerin canlılık üzerine kurdukları tüm senaryo, çamurlu suyun içinde tesadüfen meydana geldiğini iddia ettikleri o ilk hücreye bağlıdır.
Fakat ilginç olan, Darwinistlere göre çamurlu suyun içinde tesadüfen oluşması gereken o mucizevi ilk hücre, bugün 21. yüzyılda, uzay teknolojisinin uygulandığı bir çağda, Nobel ödüllü bilim adamlarının denetiminde, yüksek donanımlı ve oldukça kapsamlı dünyanın en büyük laboratuvarlarında ÜRETİLEMEMEKTEDİR. Darwinistlerin kendi kendine oluştuğunu varsaydıkları bu sözde “basit” yapı, nedense bir türlü elde edilememektedir. Dünyanın en ünlü profesörlerinin en kapsamlı araştırmaları bu hayali ilk hücre üzerine odaklanmıştır, bu kişilerin neredeyse tüm yaşamları söz konusu hayali ilk hücreyi üretebilmek uğruna geçmiştir. Ülkeler bunun için binlerce dolarlık fon ayırmış, gerekli teçhizatlar alınmış, tüm gerekli alt yapı hazırlanmış, profesörler yetiştirilmiş olmasına rağmen “tek bir hücre” bir türlü yoktan var edilememektedir.

|
> > Darwinizmin Yaygara ve Demagoji Yöntemleri
Darwinizm’i kanıtlayan tek bir tane bile delil yoktur. İşte bu nedenle Darwinistler, tam 150 yıldır bilimsel delil getirmek yerine farklı bir yöntem kullanırlar: Yaygara ve demagoji.
- Darwinistler, evrim teorisinin bir sahtekarlık olduğunu gizleyebilmek için her yola başvururlar. Evrimi sorgulayan, anti-Darwinist görüşü savunan profesör ve bilim adamlarını alelacele görevden alır ve onları sustururlar.
|
> > Darwinizmden Sonra Aynı Mantıkta Yeni Bir Sapkın İnanç Daha Ortaya Çıktı : ''Atarwinizm''
Yeni bir bilim adamı ortaya çıkmış. İsmi Charles Atarwin. Atarwin yepyeni bir teori ortaya atmış ve hortlakların gerçekten var olduğunu iddia etmiştir. Hortlak Türlerinin Kökeni diye bir kitap çıkarmıştır. “Yeni bir teori geliştirdim, henüz buna dair hiçbir delilim yok ama delilleri mutlaka bulacağım” demiştir. Kendisine karşı çıkanlara ve hortlakların var olmadığını söyleyen kişilere ise “bilime karşı mısınız” diye tepki göstermiştir. Teorisi için şu formülü geliştirmiştir:
xy{f(x)±g(x)}+enerji+fotonal etki+(an+1)/an+elektrik+òf(x)+g(x) = prehortlak
òxndx+su buharı+log1/x+sinhx/coshx+elektrik+f(1+x2) = arahortlak
tangx+(xy)2.yx+kozmik ışınlar+glogx2+su buharı«g(x)+radyasyon = tama yakın hortlak
afx2+wcos x2+(f(x)±g(x)+radyasyon+lfx3+(xy2+yx2)p+enerji = tam hortlak
|
|
|




YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!
Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>
 |

AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ
Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117) |
|